Şeytan Dünyaya İnseydi?: Amsterdam Gezilecek yerler - Bavulumdaki Hikaye

Komşuda Pişer, Bize de Düşer: Bulgar Mutfağı

Mayıs 3, 2018

Heidelberg Gezilecek Yerler

Mayıs 3, 2018

Şeytan Dünyaya İnseydi?: Amsterdam Gezilecek yerler

Mayıs 3, 2018
empty image
empty image

Evet, yanlış okumadınız, şeytan dünyaya inseydi, ayak basacağı ilk şehir Amsterdam olurdu. Öyle bir şehir düşünün ki, bugün dünyada illegal olarak nitelendirilen şeyler bu ülkede meşru hatta bunları turizm potansiyeline dönüştürüp ülkeye turist çekmek de cabası. Eşcinsel evlilikten tutunda, hafif uyuşturucu sayılan maddeleri kullanmaya kadar her şey serbest. Bir de Red Light meselesi var oraya hiç girmiyoruz… Günahlar Şehri olarak adlandırılmasının hakkını fazlasıyla veriyor. DİKKAT! Şeytanla kanka olmanız an meselesi.

Buraya kadar yazdıklarımdan Amsterdam’ın ot, mantar, Red Light’tan ibaretmiş gibi gözükse de durum aslında hiç de böyle değil tam aksine şehir, sayısız müzeye, kültürel etkinliğe, eşsiz eserlere, yemyeşil parklara, muhteşem çiçek tarlalarına ev sahipliği yapmakta.Burası özgür sokakların, özgür insanların şehri. Amsterdamı, Amsterdam yapan sadece madde özgürlüğü değil, insana dair ne varsa ona her koşulda duyulan saygıdır.  Kısacası, Amsterdam sizin beklentilerinizle doğru orantılı, ne isterseniz size onu sunacaktır.

ab

Amsterdam Hava Durumu

Amsterdam’a bizim gibi Nisan ayında giderseniz yağmura yakalanma ihtimaliniz oldukça yüksek. Hava sıcaklığı da öyle yüz güldürür cinsten değil hani. Üç gün boyunca yağmuru zaman zaman teğet geçtik zaman zaman da yakalandık. Nisan ayında gidiyorsanız yanınızda mutlaka yağmurluk, şemsiye, bere bulundurun.

Amsterdam Ulaşım

Havaalanından Şehir Merkezine Tren İle Ulaşım: Havaalanından şehir merkezine ulaşımın en ucuz ve hızlı yolu. Sabah 6 ile gece 1 arasında çalışan bu trenler her 15 dakikada bir hareket eder ve yolculuk 15-20 dk sürer. Bileti sarı makinelerden nakit ya da kredi kartınızla alabilirsiniz. İndiğiniz tren istasyonundan tram, otobüs ya da taksi ile otelinize ulaşabilirsiniz.

Havaalanından Şehir Merkezine Otobüs İle Ulaşım: 19 no’lu havaalanı ekspresi turistler tarafından bilinen ucuz bir ulaşım yöntemi de otobüsler. Haftaiçi 10-15 dk bir olan bu otobüsler, haftasonları daha seyrek sefer saatleri var. İsterseniz online ya da şöföre nakit ödeyebilirsiniz.

Havaalanından Şehir Merkezine Taksi İle Ulaşım: Ulaşım için en pahalı ulaşım yöntemi taksiler. Eğer kalabalıksanız tercih edebilirsiniz.

Şehir İçi Ulaşım

Şehir içinde ulaşım için üç günlük ulaşım kartı (3 günlük sınırsız 25 €) alabileceğiniz gibi, Amsterdam kart (24,48,72,96 saatlik geçerli) alabilirsiniz. Amsterdam Kart alırsanız aynı zamanda kanal turu,  şehirdeki bir çok müzeye (Van Gogh, Stedelijk, vs.)  ücretsiz giriş, sınırsız ulaşım imkanına sahipsiniz. Kısacası Amsterdam kart ilk etapta pahallı gibi gözükse de kendini fazlasıyla amorti eden bir kart. Amsterdam kartı havaalanından, merkez tren istasyonundan alabilirsiniz.

 

 

  • Amsterdam cep yakan, bütçe sarsan, cebinizde akrep varmış gibi hissedeceğiniz şehirlerden bir tanesi. Konaklama da haliyle bu pahallılıktan nasibini alıyor. Şehir merkezine yaklaştıkça otellerde, hostellerde fiyatlar ciddi biçimde artıyor. Düşük sezonlarda fiyatlar düşüş gösterse de Amsterdam her daim pahallı. Eğer grup halinde gidiyorsanız  merkezi lokasyonda, güzel dekore edilmiş en az 100 yıllık bir evde  kalabilir, en azından bütçenizi az da olsa rahatlatmış olursunuz. Biz Bastion Hotelde konakladık.  Metroya yakın, temiz, oldukça güvenli bir oteldi.Şehir merkezine uzaklığı metroyla 15-20 dk mesafede. Tavsiye ederim, memnun kaldık.
  • Bisiklet kullanımda aşmış bir şehir. Bisikletler trafiği rahatlatıyor gibi gözüküyor olsa da aslında bizim gibi bisiklete alışkın olmayan yayalar için karşıdan karşıya geçiş büyük bir tehlike.

üi

  • Amsterdam’da yaşlısı,genci,bebesi herkes ingilizce biliyor,sıkıntı yaşamazsınız.
  • Tren bileti aldığınızda binerken okuttuğunuz gibi, inerkende makineye okutuyorsunuz. Sakın atmayın. Cezası büyük.
  • Hollanda mutfağı ile ilgili büyük beklentiniz olmasın. Ayrıntılar Amsterdam yeme-içme rehberi adlı yazıda.
  • Amsterdam’ı gezmek için 3 gün yeterli. 1 gününüzü Amsterdam kasabalarına ayırmalısınız. Kasabalar için detaylar tık tık.
  • Amsterdam’a gelmekteki en önemli amacım çiçek tarlalarını görmekti. Eğer 24 Mart- 16 Mayıs tarihleri arasında Hollanda’daysanız, Amsterdam’a 70 km uzaklıktaki Keukenhof Gardens‘a gidip lale tarlalarını, çeşitli türdeki çiçekleri görmelisiniz. Lale tarlaları adlı yazım için tık tık.

Amsterdam Gezilecek Yerler

Dam Meydanı: 13. yüzyılda denizin taşmasını engellemek amacıyla inşa edilmiş meydan, Amsterdam’ın kalbi. Nereyi gezerseniz gezin tüm yollar bu meydana çıkıyor. Mademe Tussauds, Ulusal Anıt, Kraliyet Sarayı, De Bijenkorf, Nieuwe Kerk, Grand Hotel Krasnapolsky meydanda bulunan diğer yapılar. Meydanın çevresinde çok sayıda restoran, cafe, hediyelik eşya dükkanı yer alır.

 Kraliyet Sarayı

Kraliyet Sarayı

Kanal Turu: Şehre gelen turistlerin ilk uğradığı yer Dam Meydanı olsa bile bence şehre adım atar atmaz yapılacak ilk şey kanal turu. Amsterdam kanalları UNESCO Dünya mirası listesinde. Şehri panoromik görmek, az da olsa tanımak, fikir edinmek için merkez tren istasyonunun oradan kalkan turlardan satın alabilirsiniz. 1 saatlik tur fiyatı 16€. Amsterdam kart aldıysanız tur ücretsiz.Tur esnasında kulaklıkla size şehir hakkında bilgiler veriliyor. Türkçe dil seçeneği de var. Bence Amsterdam’a giderseniz mutlaka yapmanız gereken bir şey varsa o da kanal turudur.

1 saatlik turun takip ettiği rota mavi olan

1 saatlik turun takip ettiği rota mavi olan

Begijnhof: Amsterdam’da yaşayanların bile önünden geçip farketmediklerini düşündüğüm bu avludaki evleri, oradaki sükuneti gidip  görmelisiniz. Eski apartmanlarla çevrili bir bahçe ve içerisinde küçük bir kilise var. Bahçenin bir bölümüne orada yaşayanlar girebiliyor. Eskiden rahibelerin yaşadığı evler, şimdilerde kadınlar için tahsis edilmiş. Avluya adım atar atmaz ilk kural : Sessizlik.

Adres: Spui (giriş Gedempte Begijnensloot’tan), Amsterdam
Ziyaret Bilgileri: Her gün 09.00-17.00.
Giriş Ücretleri: Ücretsiz.

 

Bloemenmarkt (Çiçek Pazarı): Begijnhof’tan çıktıktan sonra yol sizi çiçek pazarına götürecektir. Mazhar Alanson’un Sarı Laleler şarkısını mırıldanacağınızın garantisini veriyorum.Çeşit çeşit çiçeklerin yer aldığı bu pazarda hediyelik bitki tohumları alabilirsiniz. Her gün 09.00-17.00 arası açık olan pazar dünyanın ilk ve tek yüzen çiçek pazarı.Pazarın en meşhur çiçekleri aşağıda gördüğünüz Flemenk Laleleri.
Rijksmuseum: Hollanda’nın milli müzesidir. Hollanda’nın şüphesiz en önemli müzesi olan Rijksmuseum,8000 den fazla esere ev sahipliği yapmaktadır. Gece Bekçisi, Mutfak Hizmetçisi, Patenciler ve Kış Manzarası, Yahudi Gelin gibi ünlü eserler burada sergilenir. Buram buram sanat kokan bir yer burası.
Adres: Museumstraat 1 , Amsterdam
Ziyaret Bilgileri: 09.00-18.00. Resmi tatillerde kapalı.
Giriş Ücretleri: 14€, Amsterdam kartınız varsa 2.5€ indirim yapılmaktadır.
Rijkmuseum’un hemen arkasında bulunan I amsterdam yazısı bulunmaktadır. Bu yazının önünde fotoğraf çektiren 3678953412379005. kişi olarak kayıtlara geçmiş bulunsun lütfen.
d
Van Gogh Müzesi: Çıkarın ceketleri, takın en havalı gözlüklerinizi, cool bir havaya bürünün ve soluğu bu müzede alın. Çok öyle resim sevdiğim söylenemez hele anladığım hiç söylenemez. Bana kalsa müze gezmektense sokaklarında kaybolmayı tercih ederim ama öyle bir kuyruk var ki sizi çağırıyo… Okuduğum kitaplar, tanıdığım kişiler, elime aldığım her broşür Van Gogh da Van Gogh diyor.Van Gogh var dediler geldik,gördük, bakıştık uzun uzun. Müzede Van Gogh dışında ressamlara da yer veriliyor. Tabiki ağırlıklı olarak Van Gogh’a ait. En çok ilgimi çeken ise ailesine, özellikle kardeşi Teo’ya, arkadaşlarına yazdığı mektuplar oldu.
Adres: Paulus Potterstraat 7, Amsterdam
Ziyaret Bilgileri: Her gün 10.00-18.00 (Cuma 10.00-22.00).
Giriş Ücretleri: Giriş ücreti 14€, Amsterdam kartınız varsa ücretsiz.
Eğer müzeye kesin gidecekseniz tavsiyem müze biletini online olarak almanız.
Red Light District: Hani yazının başında demiştim ya bir öyle düşünün ki illegal olan şeyler burada meşru. İşte bahsettiğim şeylerden biri bu. Bu sokak, kadınları ile ünlü. Öyle ki tamamen turizmin bir parçası haline gelmiş. Amsterdam’a gelipte uğramadan dönen var mıdır bilmiyorum. Dolaşırken erkekten çok kadınların bu sokağa ilgi gösterdiğini göreceksiniz. Dolaşan erkeklerinde çoğu Türk. Neden Red Laytta dolaşan erkeklerin çoğu Türk ve neden Red Laytı simgeleyen magnetleri alanlar Türk? diye soran dükkan sahibinin sorusu karşısında kalakaldık. Buyur burdan yak! Ne diyeceğimizi bilemedik. Sokağın kontrolü devlet tarafından yapılıyor. Her ne kadar turizme dönüşmüş olsa da kontrol elden bırakılmıyor. Kameralar her yerde. Ayrıca sokakta dolaşırken at hırsızı tipli kişiler yanınıza yaklaşıp bir şeyler satmak isteyebilir. Oldukça kibar bir şekilde reddetmeniz sizin için daha iyi olur. Bu sokağı dolaşacaksanız hava karadıktan sonra dolaşmalısınız. Bayanlar kendilerini hava karardıktan sonra gösteriyorlar. En önemlisi, bayanlar fotoğraflarının çekilmesinden hoşlanmıyor.

SAMSUNG CSC

Anne Frank’ın Evi: 2. Dünya Savaşı’nda Anne’nın ailesi ile birlikte saklandığı ev, bugün müzeye dönüştürülmüştür. Müze iki kat ve çatıdan oluşmaktadır.

Adres: Prinsengracht 263, Amsterdam
Ziyaret Bilgileri: Eylül ortası-Mart ortası 09.00-19.00 (Cumartesi 21.00), Temmuz-Ağustos 10.00-22.00, Mart ortası-Eylül ortası 09.00-21.00
Giriş Ücretleri: Giriş ücreti 9€.

Coffee Shop Sorunsalı

Amsterdam’dan dönerken herkese sorulan sorular sıralamasında Top 2 de yer alan Spacecake yedin mi? sorusunu duymayanımız kaldı mı?  Amsterdamın en önemli atraksiyonlarından bir tanesi de uyuşturucunun bu ülkede belli bir miktara kadar kullanılması, satılması, taşınmasıdır. Bu coffee shoplar, Avrupa ülkeleri tarafından tepki  gördüğü için denetim altında ve sayıları sınırlı tutulmaktadır. Menüde sert ve yeni başlayanlar için yumuşak ürünler var. Bu kekler annenizin havuçlu-tarçınlı keklerine benzemez. Dikkat edin. Hatta mümkünse hiç denemeyin. Menünün yanında beklenmedik durumlarda başvurulması gereken adreslerin olduğu broşürler veriliyor. Coffee shoplar içerisinde en meşhur olanı Bulldog. Bu ürünlerin serbest olması ülke dışına çıkaracağınız anlamına gelmiyor. Bu coffee shop olayları da o kadar turistik olmuş ki marketlerde, hediyelik eşya dükkanlarında esrarlı şekerler, kurabiyeler vs. satılmaktadır.

IMG_1396

Amsterdam Yeme-İçme 

İlk olarak şunu belirtmeliyim ki, Amsterdam’a gittiğinizde Hollanda mutfağıyla ilgili büyük beklentiniz olmasın. Amsterdam’da Endonezya, Arjantin, İtalyan, Fransız ağırlıklı mutfakların yanı sıra dünyadan bir çok mutfağa ait bir şeyler bulabilirsiniz. İstediğiniz her mutfağı bulmakta zorlanmayacağınız şehirlerden bir tanesi Amsterdam. Yurt dışına her çıktığımda mutfağımızın ne kadar kallavi olduğunu bir kez daha anlıyorum. Amsterdam’ın bütçe sarsan, cebinizde akreple dolaştığınız şehirlerden olduğundan bahsetmiştik hal böyle olunca yeme içmeninde gayet pahallı olduğu şehirlerden. Amsterdam’da bütçenizi bir nebze hafifletmenin yolu ayaküstü atıştırmalıklardan geçiyor. Zaten göreceksiniz ki insanlar ellerinde sürekli bir şeyler yiyerek dolaşıyor.

Patetes Kızartması:  3 günde alacağınız kilonun çoğunluğunda bu nişasta deposunun payı büyük. Amsterdam’da en çok satılan, turistlerin en çok tercih ettiği, uzun kuyrukların oluştuğu, her köşebaşında rahatlıkla bulabileceğiniz türden kağıt külahta bir atıştırmalık.  Pattis kızartmasını sevmeyen var mı ki aramızda? S,M,L boyutlarında, istediğiniz sosu seçerek yiyebileceğiniz doyurucu yiyecek öğün atlatmak için birebir. Yanına biranızı alın ve doğruca bir kanal kenarına gidip hem manzaranın tadını çıkarın hem de yemeğinizi yiyin. Ortalama fiyat 2.5-4.5€.

Waffle: Yine her yerde bulabileceğiniz, bol kalorili, tartı düşmanı bir lezzet. Kendi wafflenızı kendiniz oluşturuyorsunuz. Burnunuza gelen o kokuya hayır diyemiyorsunuz. Çıtır hamur üstüne, nutellla, çeşitli meyveler,şekerlemeler, çikolata parçaları koyabilirsiniz. Ortalama fiyat 5-8€.

Kahve: Kahveyi alınca mutlu bir insanım, bir de gezince. En sevdiğim kokuların başında gelir kahve kokusu. En tatlı sabahlar kahve ile başlar. Yanına da bir kuruvasan olunca klasik bir Avrupa kahvaltısı işte.  Ortalama fiyatlar  1-3€.

Cafe de Jaren: Şimdi size efsane bir mekandan bahsedeceğim. Bir Amsterdam klasiği! Amsterdam’ın tarihi kafelerinden bir tanesi. Kanal kenarında, içi oldukça ferah olan mekana mutlaka gitmelisiniz. Personelden tutun, yediğiniz her şeyden memnun kalacağınızın garantisini verebilirim. Yerli halkın çokça tercih ettiği bu mekanın yaz aylarında giderseniz kanal kenarındaki bahçesine oturmalısınız. Hava değişiminden etkilenip burun akıntınız, boğaz ağrınızda olursa taze nane- limon yapıyorlar, sipariş verebilirsiniz. Ayrıca elmalı turtaları çok lezzetli, mutlaka denemelisiniz.

Adres: Nieuwe Doelenstraat 20-22, Amsterdam. (Begijnhof’a yakın).

Leave a comment